Torres del Paine

Gün 10 Torres del Paine

  • 1

Bu sabah otelden ayrılırken maceralı bir gün yaşayacağımızı biliyordum ama bu kadar maceralısını beklemiyordum açıkçası. Oteli 07:30’da terkettik, 08:00’de feribota bindik. İlk başta feribot yolculuğu 3 saat sıkıcı geçer diye düşündüm ama Torres del Paine’ye giden nehir yolu o kdar muhteşem ki, sağa baksan solda, sola baksan sağda birşey eksik kalıyor…
torres-del-paine-27

Mesela bu coğrafyada deniz aslanlarını göreceksiniz deseler, hadi canım derdim ama feribot, deniz aslanlarının yavruladıkları yere yanaşıp bize bu muhteşem sosyal hayvanları izleme şansı verdi. Hepsi yavru ve çok oyuncuydu. Yerleştikleri kayanın üzerinde biraz güneşleniyor, biraz da birbirleriyle şakalaşıyor gibiydi keratalar… O kadar çok güzel detay var ki bu coğrafyada insanın aklı çıkıyor. Mesela dağın tepesindeki buzuldan su yol yapmış kayaların arasından şelale vaziyetinde 70-80 metreden nehire dökülüyor. Bir sonraki durak hatta feribottaki son durak Serrani buzuluydu. Feribottan indik 1 km yürüdük buzula geldik. 2 gün evvel devasa Perito Moreno buzulunda yürüdükten sonra buna, bir kaç yüz metre uzaktan bakıp turistik foto çektirmek hiç sarmadı.
torres-del-paine-23

Zaten etraf günü birlikçi turist doluydu. Neyse oradan dönüp bizi bekleyen botlara binmek üzere giyindik. Giyindik dediğim, diz altına kadar turuncu bir kalın mont üzerine can yeleği. Bot dediğim kıçtan takma 200 beygirlik bir kıvrak nehir teknesi. Sorun bot değil hava. Tam şu an fena bir yağmur ve rüzgar başladı.
torres-del-paine-20

Açık botta yağmur iyi bir fikir değil ama beni daha da çok heyecanlandırdı. Kaptanımız Jose (kendine Bruce dedirtiyor) bir gazla kalktı iskeleden rüzgara karşı başladı yardırmaya… Ve daha ikinci dakikada önden aldığımız bir dalgayla teknenin iç su doldu… Ben dahil bir çoğumuzun ayakkabı, kıçı başı sırılsıklam oldu dakika bir gol bir misali…
Torres del Paine

15 dakika bu koşullarda yola devam edip öğle yemeği için Jose’nin yerine geldik. Herkes ıslandığı için soyunup dökündü ama ben diğer ayakkabımı dry bag’de (minibüsle bizim karaya çıkacağımız noktaya gelsin diye yolladığımız çanta) bırakmıştım… Yani daha bir kaç saat kuru çorap ayakkabı yok… Neyse çıkarttım ayakkabıyı, çorabı Jose’nin karısının hazırladığı çorbayı kaşıklamaya başladım. Ana yemekte somon ve pilav var onu da yuttum tabi. Burası nehrin ortasında bir küçük baraka / lokanta. Konaklamak için birkaç da barınağı var. İmkanlar aşırı kısıtlı zaten öyle de olması bekleniyordu.
torres-del-paine-17

Yemekten sonra rehberimiz Juliana, Cem’le beni ormanın yanından nehrin kenarındaki bir yere götürdü. Geçen yıl burada bulduğu sarı frambuazlardan bahsediyordu ki ben neden bahsettiğini anlamadım, fakaaaaaat… Bir de baktım ki hakikaten sarı frambuazlar her yerde. Kızcağız 15-20 tane topladı ama ne bilsin bizim Büyükdere’nin Afrika çekirgeleri olarak büyüdüğümüzü. Hadi ben 25-30 tane topladım yedim, Cem manyağı abi çok güzel, abi çok güzel diye diye bütün alanı yedi vallahi… Jose’nin tombalak oğlu Marco da geldi bizimle, hep birlikte Serranoda frambuaza daldık (elmaya, incire filan dalmak bizim çocukluktan kalma deyiştir, birinin bahçeye girer talan eder çıkardık Afrika çekirgeleri gibi… İlk defa frambuza daldım bu yaşta).
torres-del-paine-16

Neyse efem yeniden giyindik Marslılar gibi bindik bota. Bu sefer 1 saat Jose’nin manyak gibi bot kullanışıyla yolumuz var. İlk yarım saat bir yağmur, bir rüzgar, aklım beynim şaştı… Ayaklar ıslak hala ama Allah’tan bir dalga daha yemedik. Sonraki yarım saat hava açtı, güneş çıktı… İşte şimdi bu muhteşem nehrin tadını çıkartabiliriz… Size aldığım keyfi kelimelerle anlatamam… Muhteşem bir deneyimdi. 20 dakika sonra nehrin hafif ters dönduğü ve tersten akıntılı yerinde bot değiştirdik ve 2 tane 50’lik motorlu, ilkine göre daha yavaş zodiaclara geçtik. 15 dakika da böyle gittikten sonra karaya vardık.
torres-del-paine-18

Rehberimiz Jorge ve Javier bizi burada minibüsle bekliyordu. Çok şükür dry bagden kuru ayakkabı ve corabımı alıp huzura kavuştum. Minibüsle 20 dakika yol aldıktan sonra, bir diğer feribot istasyonuna geldik. Bu feribotla karşı kıyıya geçip bu gece kamp yapacağımız Refugio del Grand Paine barınağına ulaştık. Barınak dediğime bakmayın, burası dünyada hemen hemen hiç bir trekking istasyonunda görmeyeceğiniz kadar kalabalık, iyi organize edilmiş, 6 kişilik ranzalar, yemekhane, sosyalleşme alanı vb. hizmetler veren şahane bir tesis. Bütün yol boyunca farklı açılardan gördüğümüz Torres del Paine’nin 2 majör tepesinin de etekelerinde adeta…
Torres del Paine

Odamıza attık eşyaları, direk yemekhaneye geçtik. Çorba, pilav, tavuk, meyve suyu ve kek gibi bir tatlı var menüde… Hepimiz öyle açız ki bir çırpıda süpürdük hepsini… Yemekten sonra barınağın kafesinde (sosyetik barınak burası, kredi kartı bile geçiyor, internet hizmeti 8 saati 10 dolar) yorgunluk kahvemizi içiyoruz… Saat 21:00 oldu, belki bir internet satın alıp, memlekette eş dost ne yapar ona bakarız, ama sanırım bu akşam bu yorgunlukla uyumamız saat 22:00’u geçmez, çünkü yarın 22 kilometrelik ilk parkurla Torres del Paine’ye merhaba diyeceğiz…

Torres del Paine
Torres del Paine
Torres del Paine
Torres del Paine
Torres del Paine
Torres del Paine
Torres del Paine
Torres del Paine
Torres del Paine
Torres del Paine
torres-del-paine-14
torres-del-paine-15
torres-del-paine-19
torres-del-paine-21
torres-del-paine-22
torres-del-paine-24
torres-del-paine-25
torres-del-paine-26
torres-del-paine-29

Ardanın Mutfağı Haftanın Tarifleri
yorumlarYorumlar
    • Atilla Şahin ÇALIŞKAN

      25 Mar 2018

      Harika bir gezi ve detaylı bir anlatım olmuş. Teşekkürler arda