Laguna Torre

Gün 4 Laguna Torre trekking

  • 2

Laguna Torre

Gece erken uyuyunca sabah 06:00’da dikildim ayağa… Hafif bir boğaz ağrım var ama ciddi birşey değil. Gündüz sıcak, gece soğuk havalara oldum olası gıcık olmuşumdur, burada da tam öyle bir hava var. Daha doğrusu gün içinde farklı bir kaç mevsim yaşar gibisiniz, bu yüzden benim kulak burun boğaz biraz kıllanıyor bu durumdan. Neyse efendim kalktık giyindik, otelimizin 1 metreye 2 metre masaya sığdırdığı açık büfeden 4 haşlanmış yumurta 4 dilim peynirimizi yedik, yola hazırız. Hazırız da, nerede dün güneşli pırıl pırıl sabah, nerede bugünkü sert rüzgarlı yağmurlu sabah… Evet bayağı bildiğiniz fırtına var ve evet bizim ilk trekking günümüzde ve evet bugün 22 km. kadar yürüyeceğiz… Neyse bu koşulların hepsinin olabileceğini biliyorduk, Patagonya’dayız, Ant dağlarının dibinde, Antartika’ya yakınız, ne olmasını bekliyorduk ki… Enseyi karartmadan yola çıkıyoruz, ben kat kat giyindim, en üstte yağmur tutmayan rüzgar kesen bir kar, altında kolsuz ince mont, altında fermuarlı polar, en altta tshirt. Yarım saat yürüdük yürümedik, önce poları, sonra kolsuz montu çıkarttım. Hava soğuk, yağmur sürekli yağıyor ama yine de gereksiz fazla giyinmişim. Trekking gurubumuz yaşça 55-70 yaş arası Avustralyalılardan oluşuyor ve 3 teyzem haricindeki herkes tempoya ayak uyduruyor, 3 teyzem de kendi tempolarında yürüyor. Doğa muhteşem, bitki örtüsü çok değişik. En ilgincime giden şey 3 saat boyunca gökyüzünde asılmış gibi duran gökkuşağı oldu. Evet tabi ki daha önce gökkuşağı gördüm ama 3 saat kesintisiz kaybolmadan duranını hiç görmemiştim. Neyse boş lafla kafanızı şişirmeyeyim olay Laguna Torre’ye (Torre gölü) yaklaştıkça kopmaya başladı. Bu gölün arkasında dev bir glacier ( buzul ) var ve buradan esen rüzgarla birlikte yağmur heryerinize çivi gibi vuruyor. Öyle şiddetli bir rüzgar var ki ayakta durmak bile çok zor, bir an yavaşlıyor sonra birden sert bir vuruyor 30 saniyede Adamın Allahı şaşıyor… İşte insan bu anda, ne kadar akıllı, ne kadar bilgili, ne kader ekipmanlı olursa olsun, doğaya kafa tutamayacağını birkez daha anlıyor… Doğanın tepesi atarsa adamın anasını ağlatır vallahi… Gölü görmek için 3 saat yürüdük, ıslandık, tırmandık, ama burada en fazla 5 dakika durabildik çünkü yağmur ve rüzgar inanılmaz sarsıyor adamı…
Laguna Torre

Öğle yemeğimizi gölün 100 metre kadar aşağısında biraz daha korunaklı ağaçlık bir bölgede yedik. Sandviç, empanada, meyve, bisküvi… Doğada vakit geçirince o kadar iştahlanıyor ki insan, bu yediğim sıradan “çıkın” bile bana olağanüstü lezzetli geldi. Artık dönüş zamanı, geldiğimiz yoldan aynen geri dönüyoruz git gel 21-22 km. kadar yürüdük bugün ve Chalten’e 2 km. yolumuz kalana kadar yağmur hep devam etti. Güneş varken bile hiç kesmedi hep yağdı. Chalten’e dönünce grup direk otele giderken, biz Cem’le yine bir akşam üstü birası için kendimize bir mekan seçtik, birer bira yuvarlayıp geldik otele. Ayaklar yorulmuş azıcık, hızlı birer duş alıp akşam yemeği için yeniden hareket edip 3 dakika yürüyerek La Tapera isimli lokantaya geldik. ( Chalten küçücük bir kasaba, hatta belki köy. En uzak mesafe yürüyerek belki 10 dakika ama daha fazlası değil.) 2 akşamdır skandal etler yiyoruz ama bir şans daha vericem diyerek yine et söyedik ve işte et gibi et geldi be… Gayet lezzetli sulu oh mis, yanında salata, bu iş tamam. Tatlı olarak Calafate dondurması yedik ( buraların yaban mersininden yapılan epey lezzetli bir sorbesi diyebiliriz ) o da çok başarılıydı. La Tapera hakikaten hoş bir dükkan. Duvarlarda bolca Diego Armando Maradona’nın görselleri var, hatta öyle ki İngiltere’ye “Tanrı’nın eli” ile attım dediği golü fotoroman yapmışlar asmışlar giriş kapısının üstüne. Bununla birlikte bir de bolca AC-DC ile ilgili materyaller var duvarlarda. Ne ilginç bir kombinasyon derken, içeri AC-DC tshirtlü bir abi girdi direk mutfağın girişine geçti, ha bu işte kesin patron dedik, evet oymuş patron…
Laguna Torre

Yemekten kalkınca Cem hadi birşeyler içelim bu akşam biraz takılalım dışarıda dedi. Bunu dedikten 20 dakika sonra, sokakta bir pikapın bagajında satılan kirazlardan 1 kilo almış odaya gelip ayakları uzatmıştık bile. Saat 21:00’de odaya geldik, hava 21:30 civarı kararıyor, ben günlüğümü yazıyorum, Cem 21:40’da uyudu bile, saat 21:55, o kadar yorgunum ki birazdan ben de uyuyacağım.

Chalten’de en kötü şey internet. Fiber kablo sistemi buraya 80 km. mesafedeymiş, o yüzden mekanlardaki wi-fi sistemi bile çalışmıyor. Hava bozuksa internet yok, bugün hava bozuktu, e o zaman internet yine yok :)

Yarın 25 km. civarı bir rotamız ve 1200 metre civarı irtifa tırmanışımız var. Yani bugünkünden daha uzun ve daha irtifalı bir rota. Biraz uyuyup dinlenmekte fayda var. Sanırım 10 dakika içinde ben de direk uykuya geçerim, yarın yine sıkı bir gün bizi bekler…

15.02.2018 / Saat: 22:08

Laguna Torre
Laguna Torre
Laguna Torre

Ardanın Mutfağı Haftanın Tarifleri
yorumlarYorumlar
    • Nihal Gonderten

      17 Şub 2019

      Sevgili Arda seyahatini ilgi ve ozlemle okuyorum; zira 2011 yilinda esimle islerimizden istifa edip (ikimiz de doktoruz, bu yaptigimiz herkes cilginca gelmisti ama bence hayatimin en guzel 6 ayi idi) 6 ay boyunca tum Güney Amerika’yi gezdik ki en sevdigimiz ve hayattan bunalinca hadi gidip El Chalten’de yasayalim dedigimiz yerdir Patagonya; bence yer yuzundeki cennet.
      Su siralar da esimin isi dolayisi ile Dubai’de yasiyoruz (evet esim yillar once doktorlugu burakti). Ben de sayesinde simdilik birakip ev hanimligina terfi ettim ve malum cocuklara yemek yapmam gerek ki Arda’nin Mutfagi sagolsun. ?
      Kek tarifi ararken bir de baktim Patogonya gunlugu. Olleeey. Beni bu gunluk cok mutlu etti bizim oralar pek degismemis anlasilan, sadece biraz daha turistiklenmis. ?

    • Rezan Çelikdemir

      19 Şub 2018

      Sevgili Arda, bu seyahati yapmayı çok istiyorum, o nedenle merakla ve zevkle okudum, devamını da heyecanla bekliyorum. Yazı dilin de aşçılığın gibi güzel.Sana iyi yolculuklar diliyorum.???